Kaliteli ve Verimli Çalışma için Bir “Kapanış" Ritüeliniz Olmalı
Fiziken günlük çalışmanızı sonlandırdınız. Peki zihinsel olarak tam anlamıyla neredesiniz?
Gün sonunda hem fiziken hem bedenen günlük çalışmayı sonlandırma anlamına gelen kapanış rutinine sahip olmanın önemini ele almak istiyorum.
Doktora yaparken gün içinde odaklı şekilde 3-4 saat çalışırdım fakat yeterince çalışmadığımı düşündüğüm için akşamları da sürekli tezimle ilgili bir şeyler yapmak zorunda hissederdim. Akşamları evde zihnim sürekli çalışmamla meşguldu. Sadece akşamları değil; haftasonları da. Sadece haftasonları değil; tatil için Türkiye’ye geldiğim zamanlarda da. Hatta sıkı durun, söylüyorum: bayramlarda bile. Kesinlikle verimli olmasa da, vicdanen rahatlıyordum.
Bu alışkanlığı doktoradan sonra da bir dönem sürdürdüm.
Ama…
İlk çocuğum doğunca günün her saatinde işimle fiilen ya da zihnen meşgul olma “lüks”ü ellerimden kayıp gitti.
Bebek sahibi olmak öyle bir şey ki, zihninizi herhangi bir şeye uzun süre odaklamanız neredeyse hiç mümkün değil. Aynı anda düşünmeniz gereken bir sürü şey var ve uykusuzsunuz. Mütemadiyen aç ve tuvalet ihtiyacı içindesiniz. Sadece az bir şanslı kesim bu durumu nispeten hafif atlatır. Özetle, ihtiyaç piramidinin o kadar tabanındasınız ki, üstlerde ne olup bitiyor, hiç hatırlamıyorsunuz. Tabi bunu bir anne perspektifinden aktarıyorum.
Bunları sadece çocuk sahibi olan kişiler özelinde yazmıyorum. Kendi tecrübemi referans aldığım için yazının akışı bu şekilde ilerliyor.
Eğer bir bilgi işçisiyseniz ve çocuk sahibiyseniz işten eve geldiğinizde zihinsel olarak odaklanma gerektiren herhangi bir işle meşgul olmanın ne kadar zor olduğunu da biliyorsunuzdur. Fakat burada can sıkıcı olan şey, kendinizi halen birkaç saat önce üzerinde çalıştığınız işle meşgul olmaya devam etmek zorunda hissetmek. Özellikle gün içinde bitirmeyi hedeflediğiniz işleri bitirememişseniz ya da yaklaşan bir deadline’ınız varsa bu zorunluluk hissinin ortaya çıkması daha da muhtemel.
Bu can sıkıntısıyla başa çıkabilmek için bir karar verdim. Eve geldiğimde sadece evle ve çocuğumla alakalı şeylerle ilgileneceğim. Sonra ne mi oldu? Hayır, sihirli bir değnek değmedi; daha çok makale yayınlamadım. Ama o zihinsel olarak kendini salma hali bana o kadar iyi geldi ki, gün içinde daha kaliteli çalışabildiğimi farkettim. Elimdeki zamanın sınırlı olduğunu gördüm: Çalışmaya başlarken mottom: “Ya şimdi ya hiç” oldu. “Yaptığın zaman tam yap ki yapamadığın zaman üzülme” fikri günlük çalışma rutinimin merkezine yerleşti. Çalıştığımda mutlaka süre tutmaya başladım. Herhangi bir ihtiyaç için masadan kalkmam gerektiğinde süreyi durdurdum. Sonrasında kendi kendime uyguladığım 90 dakikalık odaklı çalışma oturumlarım şekillendi. Şimdi de sizlerle yapıyorum bu oturumları. Günlük planlamalarım için “time-blocking” yöntemi ile kendime bir düzen kurdum. Mükemmel şekilde uymasam da, her gün office hours dediğim çalışma saatlerim belliydi. Akşam 16:30’dan sonra işle ilgili hiçbir şey yapmamaya başladım.
Yukarıda 2018 yılından örnek bir ay planım var. Günlük 3 saat kadar odaklı çalışma rutini koymuşum. Ayrıca her gün emailleri cevaplama, planlamalar ve günlük değerlendirmeler yaptığım bir zaman dilimi var. Tabi şimdi farklı rutinlerle devam ediyorum. “One size fits for all” yaklaşımını yani tek bir kalıba her günümü uydurmayı şu an işlevsel bulmuyorum. Yalnızca time-blocking sistemine örnek olması için koydum.
Geçen sene Cal Newport’un Deep Work kitabını okuyunca kafamdaki taşlar yerine daha iyi oturmaya başladı. Newport “shut down ritual” diye bir şeyden bahsediyor. Üstelik bunu odaklanmayı güçlendiren bir unsur olarak sunuyor. Ana fikir, günlük zihinsel kapasitemizi zorlayan işleri belli bir saatte bırakıp her güne bir kapanış ritüeli sabitlemek. Böylece çalışırken daha kaliteli çalışmak, çalışmazken daha kaliteli zaman geçirmek. Verimlilik kategorisindeki kitapların yaygın bir özelliği, aslında bildiğimiz ama toparlayamadığımız şeyleri bize formüller şeklinde vermeleridir. Benim burada ve başka yerlerde size sunduklarım da aslında böyle: Sokrates misali, bildiğiniz şeyleri size hatırlatmak. Zira aklın yolu bir. Yani, ben biliyorum günü kapatınca bana iyi geldiğini ama biri bana bunu formül olarak sunduğunda bir “aha! moment” yaşıyorum.
Ben shut down ritüeli olarak emaillerime şöyle bir tekrar bakıyorum ve günlük değerlendirmemi yapıyorum. Ertesi gün nereden devam edeceğimi mutlaka yazıyorum. Newport shut down ritüeli olarak birkaç şeyden bahsediyor. Herkes kendi şartlarına göre ritüeller oluşturabilir fakat ortak bir fikir olması açısından Newport’un ritüelini size aktarmak istiyorum:
Yaptığım ilk şey, gün sona ermeden önce acil yanıt gerektiren bir şey olmadığından emin olmak için e-posta gelen kutuma son bir kez bakmaktır. Daha sonra aklıma gelen ya da günün erken saatlerinde karaladığım yeni görevleri resmi görev listelerime aktarıyorum… Bu görev listelerini açtıktan sonra, her listedeki her görevi hızlıca gözden geçiriyorum ve ardından takvimimde önümüzdeki birkaç güne bakıyorum. Bu iki eylem, unuttuğum acil bir şey ya da gizlice yaklaşan önemli son tarihler veya randevular olmadığından emin olmamı sağlıyor… Ritüeli sonlandırmak için bu bilgileri kullanarak bir sonraki gün için kabaca bir plan yapıyorum. Plan oluşturulduktan sonra, “Kapatma işlemi tamamlandı” derim ve o günkü iş düşüncelerim biter.
Burada amaç, zihinde açık bir “tab” bırakmamak. Arkada sürekli güncellenen açık sayfalarla şarjımızı boşa harcamamak. Boşa açık sayfaları kapatıp, ertesi gün dolu şarjla devam etmek.
Sizin kapanış ritüelleriniz var mı? Ne düşünüyorsunuz?
Görüşmek dileğiyle,
Sevcan xx


